Meraklı Edebiyatçının Sayfası







Bunları biliyor muydunuz?

Pablo Neruda'nın 14 yaşındayken, hayranlık duyduğu Çek şair Jan Neruda'nın adını aldığını

Yahya Kemal Beyatlı'nın hece ile yazdığı tek şiirin "Ok" şiiri olduğunu,

Ünlü hikayeci Sait Faik'in "Şimdi Sevişme Vakti" adlı bir şiir kitabı olduğunu,

Ahmed Arif'in sadece tek bir şiir kitabı olduğunu (Hasretinden Prangalar Eskittim),

Ataol Behramoğlu'nun Nihat Behram'ın ağabeyi olduğunu,

Metin Demirtaş'ın yıllar önce Türk Solu Dergisi'nin 2.sayısında çıkan "Che Guevara" adlı şiirinden ötürü tutuklandığını,

Attila İlhan'ın Nevin Yıldız, Beteroğlu, Ali Kaptanoğlu takma adlarıyla şiirler ve senaryo yazıları yazdığını,

Bekir Sıtkı Erdoğan'ın "cumhuriyetin 50.yılı marşı yarışması"nı kazanan şiirinin Necil Kazım Akses tarafından bestelendiğini,

Nazım Hikmet Ran'ın Orhan Selim takma adıyla, "Akşam, Son Posta ve Tan gazetelerinde fıkra yazarlığı yaptığını, çeşitli dergilerde İbrahim Sabri ve Mazhar Lütfü takma adlarıyla şiirler yazdığını,

Şair Ali Ekrem Bolayır'ın Namık Kemal'in oğlu olduğunu,

Yahya Kemal Beyatlı'nın sofrada burnunu karıştırma huyu olduğunu, (Babam, oğlum, torunum/Emre Kongar)

Şair Ece Ayhan'ın soyadının Çağlar olduğunu,

Şair A.Kadir'in asıl adının Abdülkadir Meriçboylu olduğunu,

Aziz Nesin'in asıl adının Mehmet Nusret, Vedat Türkali'nin Abdülkadir Pirhasan, Yahya Kemal Beyatlı'nın Mehmet Agah olduğunu,

Tarık Dursun K'nın ad ve soyadının tam açılımının Tark Dursun Kakınç olduğunu,

Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın Kara Harp Okulu'nu bitirip subay olarak hayata atıldığını, 1950'de önyüzbaşıyken kendi isteğiyle askerlikten ayrıldığını,

Yaşar Kemal'in Necati Cumali için "yaşlanmaz şair çocuk" dediğini,

Kasabalı Lorca diye de anılan Anamur'lu şair Abdülkadir Bulut'un 8 ağustos 1985 günü Silifke'den Anamur'a giderken geçirdiği bir trafik kazası sonucunda, 9 ağustos 1985'te yaşamını yitirdiğini,

Arif Damar'ın "Che İçin" adlı şiirinden ötürü TCK'nun 142.maddesine aykırılık savıyla açılan davada beraat ettiğini (1967),

Enis Batur'un yazın yaşamına sinema eleştirileriyle Ulus Gazetesinde (1970) başladığını, 1971-72 yıllarında da bu gazetenin sinema sayfasını yönettiğini,

İlhan Berk'in "Günaydın Yeryüzü" adlı kitabının (1953), TCK'nun 142.maddesine aykırı görülerek kovuşturmaya uğradığını,

Edip Cansever'in 1950 yılında İstanbul Kapalıçarşı'da antika eşya satışı yapan bir dükkan açtığını,

Attila İlhan'ın İzmir Atatürk Lisesi II. sınıfında okurken TCK'nın 141. maddesine aykırı eylemde bulunma savıyla tutuklandığı için okuldan ihraç edildiğini (1941),

Ece Ayhan'ın Cihat Burak için "sonuna kadar zenci kalmasını bilmiş büyük bir marjinal ressam" dediğini,

Neyzen Tevfik'in 1951 yılında çekilen "Onu Affettim" adlı filmde önemli bir rol aldığını,

İlhan Berk'in gönlünde yatan işlerin haritacılık, manavlık ve vapurda bilet kesmek olduğunu,

Ahmet Haşim'in Niğde'yi fare renkli bir şehir olarak nitelendirdiğini,

Cemal Süreya'nın Behçet Necatigil için günlüğüne "tuhaf yanları olan, yinelenemez bir adam" diye yazdığını,

Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın Tepebaşı Bahçesi'nde Nahit Sırrı Örik'in ceketini yaktığını,

Salah Birsel'in Asaf Halet Çelebi'yi Peter Loore'nin filmlerindeki Çin'li ahçıya benzettiğini,

Nahit Ulvi'nin kış günlerinde yüklüğe sığınıp aşk şiirleri yazdığını,

Rıfat Ilgaz'ın on iki yaşındayken yazdığı bir romanda, hırsızı Beşiktaş'ta bir tramvaya bindirip Üsküdar'da indirdiğini

Orhan Pamuk`un "Kar"ı yazarken Şavkar Altınel'in "Kristal" adlı şiirinden etkilendiğini.

C.H.P. tarafından sanatçıları teşvik amacıyla 1946 yılında "Şiir Ödülü" verildiğini, Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Otuzbeş Yaş" ile birinci, "Cebbaroğlu Mehemmet" ile Attila İlhan'ın ikinci ve "Çakır'ın Destanı" ile Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın üçüncü olduğunu.

1857 yılında Paris'te savcı M. Pinard'ın, Gustave Flaubert'in 'Madame Bovary'sini ahlaksızlıktan mahkemeye verdiğini.

Marquis de Sade'ın, hayatının 27 yılının cezaevinde geçtiğini.

Kadın romancı George Sand'ın, yeryüzündeki en müstehcen şiiri yazacak şairle yatacağına söz verdiğini. Alfred de Musset'nin "Lut Peygamberin Kızları" adlı şiiri yazarak bu ödülünü aldığını.

Abdülhak Şinasi Hisar'ın, temizlik tedbirinde mübalağacı bir insan olduğunu, bir gün bir pastanede Süleyman Nazif ile otururlarken garsondan bir çay istediğinde, garsonu durdurarak: "-Dur oğlum, suyu çaydanlığa koymadan bir temiz yıkasınlar!" dediğini







anasayfa