KARAAĞAÇ

Eski gazete kesiklerini biriktirdiğim dosyaya zaman zaman göz atarım. 
Neler bulurum o kesiklerde, ilginç dizeler, şair ve yazarlarla yapılmış 
söyleşiler, köşe yazıları.. Yazılarımda, çokça da şiirlerimde yararlanmaya 
çalışırım bunlardan. Tül kanatlı esin perileri başımın etrafında, yanımda 
yöremde uçuşmaya başlar hemen. Dün akşam, uyku ile kavgalı olduğum bir saat 
diliminde, dosyama göz attığımda perilerim üşüşüvermekte gecikmediler. Bu kez, 
koca bir karaağaçla geldiler imgelemime.

25 Mart 2000 tarihli Milliyet gazetesinin Vitrin ekinden bir kesik. "Siz hangi 
ağaçtan düştünüz?" adlı güzel ve güncel bir yazı. Yazarı belli değil. Yazıda; 
Kelt inançlarına göre, doğduğumuz günün hangi ağaçtan geldiğimizi ortaya 
çıkardığı anlatılıyor. Elma'dan kayın ağacına kadar bir dolu ağaç, 10'ar 
günlük aralıklarla sıralanıp takvimde kendine yer buluyor. Her ağaçla ilgili 
olarak da o zaman aralığında doğanlarla ilgili karakter çözümlemesi yapılıyor. 
Astrolojiye, fala, remile inananlardan değilim, ama o kadar güzel yazılmış ki 
bu karakter çözümlemeleri, ilgiyle okumadan duramadım.

Günün tarihine baktım, 20 Ocak 2008. yani 12-24 ocak arasına, karaağaç zamanına 
rastlıyor. Karaağaçtan gelenler; "asil, müşfik, fiziksel olarak düzgün, 
giyimine dikkat eden, taleplerinde aşırılığa kaçmayan, çevresine neşe saçan, 
liderlik yapmayı seven, cömert, başkaları için karar vermeyi seven, iyi bir 
espri anlayışı olan, pratik zekası güçlü" olarak betimleniyor. Büyük şairimiz 
Nazım Hikmet Ran'ın da bu zaman diliminde, 15 Ocak'ta doğduğunu söylemeliyim. 
Sonra usuma, bu zaman dilimi içinde doğanların yanında, ölenler de geliyor. 
Sevgili adaşım Uğur Mumcu'nun 24 Ocakta öldürüldüğünü anımsıyorum. Yüreğim 
burkuluyor, saygıyla anıyorum. Mekanı şiir olsun!

Ünlü pop şarkıcısı Levent Yüksel'in icra ettiği, son yıllarda ise yine pop 
şarkıcısı Kerem Cem'in seslendirdiği "Karaağaç" adlı şarkıda "Gurbete giden 
döner mi dönmez mi / Belli değil bilirim / Ben bir karaağaç gölgesi buldum / 
Cebimde ümitlerim" deniliyordu. Gurbete gidenin, gurbet sonsuzluksa eğer dönüp 
dönmeyeceği meçhulse ve Yahya Kemal Beyatlı'nın dizelerinde "Birçok gidenin 
her biri memnun ki yerinden, / Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden."  
diye şiirleştirilse de umutlarımızı kalbimizin ceplerinde tutmalıyız yine de, 
diye düşünüyorum. 2008 Yılının, Yahya Kemal Beyatlı yılı olduğunu da anımsatayım.

Karaağaç deyince; yazımı şair Hasan Akyol'un, 1 mayıs 2004 yılında Londra'da 
yazdığı "Karaağaç" adlı şiiriyle bitirmek istiyorum.

"Bir kara ağaç geldi aklıma
Hayal kapılarını aralayınca
Kapıları zorladım
Açılmak bilmedi, zorla ulaştım
Yanı başında, ona baktım

Tutunacak bir tek dalı var
Yaprakları vefasız çıkmış
Solmuş, kuru çimenin arasında
Param parça
Tarihe küsmüş, gömülmüş

Aylar geçmek bilmedi
Ovaya hasret çöktüğü zaman
Yalnızlık ağacı kararttı
Kimsenin umrunda
Olmadı, ağlattı

Yıllar geçtikçe
Umut bağladı herkes bu ağaca
Sevenlerin buluşma mekanı oldu
Dilek tuttu herkes ona, su dökmek
Kimsenin aklına gelmedi ne olsa

Vicdansız biri, birgün ateşe verdi
Elalemin umutlarını
Cayır cayır yandı, onların rüyâları
Ağlattı bütün çocukları
Benim sevdam da yandı bitti, kül oldu

Aşk ölünce, bu şiir de burda bitermiş...

Hasan Akyol"


Akçaağaçlar, karaağaçlar, salkımsöğütler, dişbudaklar yaşamımızdan, şiirimizden 
eksik olmasın. Çağrıştırdıkları, anlamları, karakter çözümlemeleri güzel olsun, 
yeni gelen günlerimize ışık ve rehber oluştursun. Dünyanın birçok köşesinde; 
Gürcistan'ın bir bölgesinden Bask bölgesine, Galya'dan İskoçya'ya kadar birçok 
halkın atası olan Keltler, cennet ağacı da denilen karaağacı ne güzel anlatmış 
değil mi? Nazım Hikmet gibi, önderlik yapmayı seven karaağacı tüm öteki ağaçların 
önderi sayabilir miyiz? Ne dersiniz?

A.Uğur Olgar



anasayfa